“Masumiyet Karinesi” Düzenlemesi Basın Özgürlüğünü Hedef Alıyor: Artan Baskılar 2026’da Zirveye Ulaştı
İnsan Hakları Platformu (İHP), son dönemde Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’nda yapılan ve kamuoyunda “masumiyet karinesi” düzenlemesi olarak tartışılan değişikliğin, ifade ve basın özgürlüğüne yönelik ciddi bir müdahale niteliği taşıdığına dikkat çeker. Söz konusu düzenleme, gazetecilerin kamu yararı taşıyan haberlerde isim ve görsel kullanmasını cezai yaptırım riski altına sokarak, gazetecilik faaliyetini doğrudan hedef almakta ve basının denetim işlevini zayıflatmaktadır. Bu yaklaşım, yerleşik uluslararası insan hakları standartlarıyla ve ifade özgürlüğü içtihatlarıyla açık biçimde çelişmektedir.
Genel Eğilim: Çok Katmanlı Baskı
Bu gelişme, tek başına değerlendirilmemelidir. İHP’nin 2022’den bu yana yürüttüğü izleme çalışmaları, ifade özgürlüğü alanındaki ihlallerin sürekli artan bir eğilim izlediğini, 2026 yılı itibarıyla ise bu eğilimin zirveye ulaştığını ortaya koymaktadır. Özellikle son dönemde, gazeteciler ve medya kuruluşları, sosyal medya platformları üzerinden gerçekleştirilen koordineli dijital müdahalelerle hedef alınmış; hesap askıya alma, içerik silme ve yayın kesintileri yaşanmıştır. Ceza ve Bilişim Yasası değişiklikleri ile ifade özgürlüğü alanı muğlak suç tanımları ve ağır yaptırımlar yoluyla daraltılmak istenmektedir, ayrıca Fiber optik altyapı sürecinde ve keza “masumiyet karinesi” düzenlemesi değişikliği sürecinde görüldüğü üzere, şeffaflıktan uzak ve katılımcı olmayan karar alma süreçleri, demokratik denetim mekanizmalarını zayıflatmaktadır.
Gazeteciler İlk Hedef
İzleme bulgularımız, daralan demokratik ortamın ilk ve en doğrudan hedefinin gazeteciler ve medya kuruluşları olduğunu açıkça göstermektedir. Tüm bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, ifade özgürlüğüne yönelik müdahalelerin tekil ve geçici değil; sistematik ve çok katmanlı bir nitelik kazandığı açıkça görülmektedir. “Masumiyet karinesi” düzenlemesi bu sürecin en güncel ve en görünür halkasını oluşturmaktadır. Gazetecilerin yalnızca mesleklerini icra ettikleri için cezai yaptırımlarla karşı karşıya bırakılması, oto-sansürü derinleştirecek ve toplumun haber alma hakkını doğrudan zedeleyecektir.
İnsan Hakları Platformu olarak, “Masumiyet karinesi” düzenlemesi ifade özgürlüğüyle uyumlu hale getirilmesi, gazetecilik faaliyetini suç kapsamına sokan tüm yasal düzenlemeler gözden geçirilmesi, ifade özgürlüğüne yönelik dijital ve idari müdahalelerin etkin biçimde soruşturulması ve karar alma süreçlerinin şeffaf, katılımcı ve insan haklarına dayalı biçimde yeniden yapılandırılması için çağrıda bulunuyoruz.
İfade özgürlüğü, demokratik toplumun temelidir. Bu alandaki her daralma, yalnızca gazetecileri değil, toplumun tamamını etkileyen bir hak kaybı anlamına gelir.